Kureyş Sûresi
Âyet 1: Kureyş'in Liîlâfına (Huzur ve emniyetine).
Âyet 2: Yaz ve kışta, yolda emniyet ve anlaşması garantidedir.
Âyet 3: Öyleyse Kâbe'nin Rabbine kulluk edin.
Âyet 4: O ki, sizi açken nîmete boğdu ve korkudan emniyette kıldı.
Sûre, Mekke'nin, bir anlamda Arabistan'ın siyasi otoritesi Kureyş'e hitab etmektedir. Mekke ve çevresine verilen özel imtiyazları dile getirerek, hiç değilse bu aşikar hikmetler için Rabbinize kulluk edin buyruluyor.
Bu süre, özellikle çağımızda inkarı imkansız bir Kur'an mucizesidir. Bu noktayı, sûrenin yaşayan hikmetleri bölümünde etraflıca açıklayacağım.
Bu sürede küçük bir kıraat farkı vardır. Bu vesile ile Kur'an'da sayıları pek az olan kıraat farkı hikmetlerinden bahsetmek İstiyorum. Bazı ayetlerde telaffuz farkı biçiminde, fakat manayı etkileyen okunuş farkları vardır. Bunların en ünlüleri Fâtiha'nın üçüncü âyeti ile Kureyş Sûresi'nin birinci âyetidir.
Fâtiha'nın üçüncü âyetini bazı kıraatler «Mâliki Yevmi'ddin» olarak okurlar. «Mâlik» tümüyle ve genel anlamda sahiplik, hakimlik demektir. «Melik» ise yalnız siyasi, idari sahiplik demektir. Fâtiha'daki bu inceliği o bölümde inceleyeceğiz.
Kureyş Sûresi'nin birinci âyetindeki mânâ farkı, ilk kelimenin okunuş farkından gelmektedir.
İlâf: Emniyet; güven içinde olmaktır.
İylâf ise, ticari anlaşma, ticaretin hukuki garantisi demektir.
Sûrede birinci âyet iki şekilde okunur:
Liîlâfi Kureyşin veya
Liiylâfi Kureyşin.
Elbette mânâ da değişmektedir. İlk şekilde okunması çağımızdan Önce daha makul gelmiştir. Halbuki ikinci şekilde okunması çağımız açısından mucizevi hikmetleri gizlemektedir. Âyetlerin açıklamalarında konuyu daha iyi anlayacağız.
Âyet 1:
a) Liîlâfi Kureyşin:
Kureyş'in seyahatte, günlük hayatta huzur ve emniyeti için.
b) Liiylâfi Kureyşin:
Kureyş'in büyük ticari anlaşmalarının, bunların garanti altında yürümesi için.
Demek ki Allah, şimdi Arabistan diye tanımladığımız Mekke, Medine ve çevresindeki kimselere; o günki siyasi temsil hüviyeti ile Kureyş'e:
«Siz büyük bir ticari merkezsiniz ve büyük bir seyahat harekelinin merkezindesiniz. Hiç değilse bu önemli durum ve konumunuz için Allah'a kulluk edin» diyor.
Ayet-i kerimenin elbette ki aksi mânâsı da geçerlidir. Yani: «Siz Allah'a kulluk ederseniz; hayatınız için de kazancınız yolunda da emniyette ve güvende olursunuz». Bu hitap Kureyş'e olduğu gibi tüm insanlara da geçerli bir emirdir. Âyetin tüm insanlara hitap etmeyerek örnek birim olarak Kureyş'i seçmesi, Sûrenin daha başka hikmetleri açısındandır.
Âyet 2: «Yaz ve kışta, ticarî anlaşmalarda garantiniz vardır.» Burada «îlâfihim» kelimesi ile, genel ve büyük ticari ilgiler kastedilir.Bu âyetin yorumunda eski müfessirler, çağımızdaki büyük petrol olayım tahmin edemeyecekleri için, özellikle kıştaki büyük ticari anlaşmaları bir türlü izah edememişlerdir. Halbuki âyetin en büyük özelliği yazda ve kıştaki büyük ticari ilgilerin söz konuşu edilmesidir. 14 asır önce Mekke'deki ticaretten bahsedilirken, normal olarak kış ticaretinden bahsedilmesi akıl alır olay değildir. Halbuki âyet özellikle kışta ticari anlaşmaları zikrederek, günümüz petrol ticaretine mucizevî bir şekilde işaret etmektedir. Eğer , âyet, bu mucizevi hikmeti kastetmese, ticarî anlaşmalarınızdaki emniyet ve kolaylık, der geçerdi.
Bu âyette de genelleme düşünülebilir. Asıl kastın Kureyş olmasına rağmen, insanların her türlü şartlarda emniyet içinde olmaları için kulluğa bir çağrı vardır.
Âyet 3: «Öyleyse (Hiç değilse, bu nedenlerle) Beyt’in (Kâbe'nin) Rabbine kulluk edin.»
Bu ayetin en önemli mesajı, verilen nîmetlere karşı iman etmenin yetmeyeceği, gereğince kulluk etme zorunluluğudur.
1 ve 2 nci ayetleri göz önüne alarak bir genelleştirme yaparsak: Cenab-ı Hakk'ın verdiği emniyet, huzur, kolaylıklar ve zenginliklere hak kazanmak için mutlaka kulluk etmek gereklidir. İslam tanımında kulluk ise, Kur'an emirlerine bihakkın riayettir.
Âyetin Kureyş'e dönük manasında, özellikle Mekke ve çevresinde yaşayanların tam kulluğu istenmekte; dolayısı ile Kur'an'a eksiksiz riayeti emredilmektedir ki, bugünkü uygulama açısından bu da bir Kur'an mucizesidir. İleride bu konuya tekrar döneceğim.
Sûrenin bundan sonraki âyetinde, birinci âyetten beri bildirilen nîmetler bir kez daha açıklanarak teyit edilmektedir.
Âyet 4: «O Rab ki, sizi açken doyurdu (Ekonomik kriz içinde iken nîmete boğdu) ve korkulu günlerde emin kıldı.»
Âyet-i kerimenin, korkulu günden emin kıldı, mesajından kastın: Birinci derecede Ebrehe Vak'ası olduğu bütün müfessirlerce kabul edilmektedir.
Ayette ekonomik darlık (Mincûin)den kastın çağımız açısından ağırlığı daha fazladır.
Esasen bu sûre çağımız açısından idraklere durgunluk veren bir mucize ile hay sırrı taşımaktadır.
Şimdi sûrenin daim olan hay sırrına; devamlı yaşayan hikmetine geçiyorum.
Önce bazı tespitleri yapmak gerekiyor. Dünya petrol istihsalinin % 20 si Suudi Arabistan'a ait olduğu halde, dünya petrol rezervinin % 50 si Suudi Arabistan'dadır. Siyasî otorite kim olursa olsun, Sûre-i Kureyş'in bu günkü Suudi Arabistan'a yönelen mesajı açıktır. Ayrıca Suudi Arabistan dünya altın maden rezervi açısından çok büyük bir yer tutmaktadır. Bütün dünya ekonomistleri, altın ve petrol gibi iki dev zenginliğin Suudi Arabistan'a ait olmasının şokundan kurtulmuş değillerdir. Dünya servetinin yarışma yakın kısmı Suudi Arabistan'dadır. Yeni Cidde'yi yakın yıllarda görenler Sûre-i Kureyş'in hay sırrını hayretler için de müşahede etmektedirler. Kureyş Süresi, asr-ı saadet'ten itibaren konuyu tasarrufu altına alarak «Allah'a kullukta içten olunca, size dünyanın ekonomik kriz içinde olduğu bir devirde sonsuz nîmet vereceğim ve siyasi korkulardan halas edeceğim» emrindeki hikmetleri tek tek günümüzde ortaya koymuştur.
Bugün Suudi Arabistan'ın İçinde bulunduğu «İylâf» Kureyş Süresi'nin muhteşem ve canlı bir tezahürüdür.
Şimdi, her gün namazda okuduğumuz bu sürenin hikmetine bir kez daha eğilin. Allah, bütün insanlara, bu arada şüphesiz inananlara:
«Dünya servetinin habîbimin topraklarına verilme-sinde apaçık bir hikmet görmüyor musunuz?» diye soruyor. Kim diyebilir ki, bu kutsal topraklarda bunca servete rağmen tam bir emniyetin oluşu tesadüftür.
Allah, tüm insanlara, özellikle dünyanın ekonomik dar boğazda olduğu çağımıza sesleniyor;
«Suudi Arabistan'daki servet, bir Kur'an mucizesidir. Bu mucizeyi görün ve İslama gelin» diyor.
Şimdi âyetin enfüsî manasına geçiyorum:
Kureyş'den kasıt, enfüsî mânâda vücut iklimidir. Yani beden sağlığımızın ve dünyadaki beşerî hayatımızın selameti için «Rabbimize kulluk etmemiz» ilk üç âyette isteniyor. «Beytin Rabbi» tanımından kast, «kalbimizin sahibi olan Allah» demektir. Allah, o , gönül sırrı yüzü suyu hürmetine bedene selamet ve emniyet vermektedir.
Bedenin selameti ise, ancak kullukla düzgün yürür. Kulluk için de abdestin, orucun, alkolden kaçınmanın beden sağlığı için ne kadar önemli olduğunu çeşitli kitaplarımda açıkladım. Yine vücudun sağlığı, özellikle manevî ve moral sağlığı ancak kulluğun temeli olan namazla yürür.
Dördüncü âyette «korkudan emîn kıldık» emri ise; insanlara Cenab-ı Hakk'ın beden sağlığı için lütfettiği en büyük nîmettir. Sûre-i Asr yorumunda bu noktaya ayrıntısı ile değineceğim.
Kötü ve zor günde nîmet bolluğu ve doyurulma hikmetine gelince: Bedenin hasta ve arızalı olduğu zamanda, kudret-i ilâhinin lütfederek şifa ve kuvvet vermesi anlamına gelir. Özellikle Allah'a kulluk edene bu nîmetler ilmin izah edemeyeceği nispette lütfedilir. Bu konuda pek çok ilmî gerçekler vardır. Ancak kitabımızın hacmini aşmamak için ana başlıklara temasla yetiniyoruz.
Sûrenin istihraç yorumuna gelince:
Sûre, Kudret-i İlâhi'nin, Beyt'in yüzü suyu hürmetine Kureyş'e verdiği nimetten, ancak O'na kulluk tamamlanınca; bihakkın Kur'an'a uyan davranışlara geçilince tezahür ettireceğini beyan ediyor. Nitekim Suudî Arabistan'daki mucizevî ekonomik güç, böylece ortaya çıkmıştır.
İstihraç anlamda sûrenin en önemli mucizesi, Suudi Arabistan'ın, dünyanın böyle karışık, kavgalı döneminde emniyette oluşudur. Bu bölgedeki korkulardan emin, sakin tablo 4 üncü âyetin apaçık bir istihraç mucizesidir. Kulluğa bağlı günkü yapısını korudukça da bu emniyet; korkudan uzak güvenli durum devam edecektir.
Zaten bu Sûre-i Kureyş, istihraç yorumunda hiç bir şüpheye meydan vermeyecek şekilde ihtişamını korumaktadır. Özellikle Fil Sûresi'nde temas ettiğim gibi, Suudi Arabistan'ın gerçek zenginliğine Fil Olayı benzeri hava savaşlarından 40. yıl sonra kavuşması, yine bu surenin muhteşem bir tezahürüdür.
Kıymetli okuyucularım, namazda Kureyş Sûresi'ni okudukça Allah'ın sevgilisi yüce Peygamberimizin topraklarına ihsan ettiği servet ve emniyeti hatırlayarak imanınıza büsbütün güç katınız.
O'na kullukta ihlâs gösterdikçe, kendimizin de hem maddi manevi zenginleyeceğimizi, hem emniyette olacağımızı unutmayın.










